2. Dünya Savaşı

2. Dünya Savaşı



İkinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşının Sonuçları

a) II. Dünya Savaşı’nın Sebepleri

-  I. Dünya Savaşı’nın sonucunda Almanya ile yapılan Versay Antlaşması’dır. Bu antlaşma Almanya’ya çok ağır yükümlülükler getirmiştir.- Japonya’nın Çin’e (Mançurya) saldırması (1931)
-  İtalya’nın Habeşistan’a saldırması
-  Milletler Cemiyeti’nin etkisiz kalması ve Dünya Barışını sağlayamaması
İlk olarak kurulan grup Mihver grubudur. 1936’da Almanya ve İtalya mihveri yani Roma-Berlin Eksenli ittifakı kurdular. Aynı yıl Japonya da bu ittifaka katıldı. 

ÖNEMLİ NOT:Almanya ile Avusturya bir oldu-bittiyle 12 Mart 1938’de birleşecektir. (Anschluss Olayı) b)Savaş

Mihver Grup: Japonya, İtalya, , Bulgaristan, Romanya ve Almanya’dan oluşur.
Müttefik grup: ABD, Rusya İngiltere ve Fransa vardı. Müttefik gruba en son katılan ABD’dir.
ABD’nin savaşa katılması savaşın seyrini değiştirecektir. ABD II. Dünya savaşına girerken yine I. Dünya Savaşı’nda yaptığı gibi bir bildiri yayınlayacaktır. Bu bildiri Atlantik Bildirisi’dir. İçeriği hemen hemen Wilson İlkeleri ile aynıdır.
Almanya savaşı başta iyi götürecektir. Fakat 1941’den sonra kaybetmeye başladı. Savaştan en önce çekilen Mihver devleti 1943’te İtalya oldu. Müttefikler Almanya üzerine Normandiya Çıkarması’nı yaptılar (1944).Almanya bu çıkarma ile çok ağır bir darbe aldı ve 1945’te resmen teslim olmak zorunda kaldı.
1945’in 6 Ağustos’unda Enola Gay (Uçan Kale) adlı bir ABD B52 Bombardıman Uçağı’nın Japonya’ya (Hiroşima ve Nagazaki) 2 atom bombası atması ile Japonya da teslim oldu. Böylece savaş resmen bitti.

c) II. Dünya Savaşı’nın Sonuçları

-  Savaşın kazananları ABD, İngiltere ve SSCB oldu. Fakat ABD ile İngiltere Atlantik Bildirisi’ne uymadılar.
-  SSCB Orta Avrupa ve Balkanlar’da kendisine bağlı komünist yönetimler kurdu. Komünizm hızla yayılmaya başladı.
Bu arada Nazizm ve Faşizm de sona erdi.
-  Atom bombası ile dünya artık Nükleer Çağa adım attı.
-  Savaştan sonra SSCB’nin komünizm sayesinde hızla yayılmasına karşı ABD Truman Doktrini (1947) adıyla bir plan uygulamaya başladı. Bu plana göre, Sovyet tehdidi altındaki ülkelere ekonomik ve askeri yardımda bulunulacaktı. Bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanı Marshall’ın yardım planı uygulamaya konuldu. 1948–1952 yılları arasında Marshall yardım planı çerçevesinde Türkiye’ye de toplam 352 milyon dolar para yardımı yapıldı.
-  Sıcak savaş artık yerini soğuk savaşa bıraktı. Soğuk savaş Nato-Varşova Paktı arasında 1991’e kadar devam etti - Mısır, Hindistan, Pakistan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya bağımsız oldu.
-  İngiltere ve Fransa ekonomik yönden zayıflamaya başladılar. Bunun yerine ABD ve SSCB dünya lideri olma yarışına girdiler.
-  Stalin (Rusya), Çörçil (İngiltere) ve Roosevelt (ABD) 4–11 Şubat 1945’te Kırım’da Yalta Konferansı’nda bir araya geldiler ve kendi aralarında egemenlik alanlarını belirlediler. Nisan 1945’te de San Fransisko Konferansı ile BM’yi kurdular. Ağustos 1945 Postdam Konferansı ile de yenik devletlerle yapacakları barışın esaslarını belirlediler. - ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve SSCB öncülüğünde BM kuruldu. Bu beş ülke BM’nin Güvenlik Konseyinde veto hakkına sahip olan ülkelerdir.

 

d)II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Tutumu

-  Türkiye aldığı karar gereği topraklarına saldırı olmadığı müddetçe savaşa girmemekte kararlıdır.
-  İlk etapta 1941’de Ankara’da Almanya ile bir dostluk ve saldırmazlık antlaşması yapıldı.
-  Müttefik devletler ise 1943 Kazablanka Konferansı’nda Türkiye’nin kendi taraflarında savaşa katılmasının sağlanmasına karar verdiler.
-  İngiliz Başbakanı Çörçil 1943’te Adana’ya geldi. Burada İnönü’den savaşa girmelerini istedi. Fakat Türkiye tarafsızlığını devam ettirdi.
-  Aynı yıl Kahire’de de İnönü-Çörçil-Roosevelt bir araya geldi fakat Türkiye yine tarafsızlığını bozmadı.
-  1944’te Almanların yenilmesi kesinleşince Türkiye İngiltere ve ABD’ye yanaştı. Türkiye 23 Şubat 1945’te Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etti. Savaş da zaten 9 Ağustos 1945’te resmen sona erecekti.

ÖNEMLİ NOT:

-  Türkiye bu savaşta fiili olarak bulunmamıştır.
-  Türkiye’nin savaş ilan etmesinin sebebi müttefiklerin San Fransisko’da toplayacakları konferansa katılmak istemesiydi. Müttefikler bu konferansa 1 Mart 1945’e kadar Almanya’ya savaş ilan etmiş olan devletlerin katılabileceğini açıklamışlardı. Türkiye San Fransisko Konferansı’na katıldı ve BM’nin kurucu üyelerinden biri oldu. - Türkiye’nin BM’ye üye olmasıyla ülkede Çok Partili Hayata geçilecektir. Çünkü Tek Parti Yönetimi dış politikada tepki çekmekteydi.

II. Dünya Savaşı Sonunda Kurulan Uluslararası Örgütler

a) Birleşmiş Milletler (BM) 1945

Nisan 1945’te ABD’nin San Fransisko kentinde yapılan konferans ile BM resmen kuruldu. Merkezi ABD’nin New York şehridir. BM anayasası bu konferansta ABD-İngiltere-Rusya-Fransa ve Çin tarafından hazırlandı. Bu yüzden bugün bile BM’nin Güvenlik Konseyinde sadece bu 5 devletin veto hakkı vardır. Anayasa’da herhangi bir değişikliğin yapılabilmesi için Genel Kurul’un 3’te 2 çoğunluğu gerekir. Ancak Güvenlik konseyinin devamlı üyesi olan beş devletin de bu üçte iki çoğunluğun arasında olması gerekir. BM’nin başlıca 7 tane alt kuruluşu vardır.
Genel Kurul: Bu kuruluşa tüm üyeler katılır. Her üye devletin 5 temsilcisi vardır. Her devletin 1 oy hakkı vardır. Yılda bir kez toplanır. Tavsiye kararı alabilir. Yeni ülkelerin kabulü, BM bütçesi ve barışın korunması için ayrılan bütçe gibi önemli konularda kararlar çoğunluğun üçte ikisi ile alınır. Diğer konular, salt çoğunlukla karara bağlanır.
Güvenlik Konseyi: Barış ve güvenlikten sorumludur. Kararları tüm üye ülkeler İçin bağlayıcıdır. 15 üyeden oluşur. 5 tanesi beş büyük devlettir. Diğer 10 üye ise Genel kurul üyeleri arasından 2 yıllık bir dönem için seçilir. Karar için 9 oy gerekir. Beş büyük devletten biri aleyhte oy verirse karar veto edilir.
Ekonomik ve Sosyal Konsey: Ekonomik ve sosyal kalkınmayı amaçlar. 54 Üyeden oluşur. Üyelerin hizmet süresi 3 yıldır.
Vesayet Konseyi: Henüz kendi kendini idare edecek güce sahip olamayan milletlerin ilerlemesini sağlar. Onları sömürmeye kalkışacak ülkelerden korur. Bugün işlevini kaybetmiştir.
Adalet Divanı:BM’nin en yüksek yargı organıdır. Hollanda’nın Lahey Şehri’nde bulunur. Her biri ayrı milletten 15 yargıcı bulunur. Yargıçlar 3 yıl süre ile görev yaparlar. Buradaki karar daha çok tavsiye kararı niteliğindedir. AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) ile karıştırılmamalıdır.
Sekreterlik:Kuruluşun idari şefidir.
İnsan Hakları Konseyi: 19 Haziran 2006’da 47 üye olarak kuruldu.

BM EKONOMİK VE SOSYAL KONSEYİNE BAĞLI BAŞLICA KURULUŞLAR  

1950 BM Çocuklara Yardım Fonu (New-York) UNICEF
1950 BM Mülteciler Yüksek Komiseri (Cenevre) UNHCR 
BM ve FAO Dünya Gıda Programı (Roma) FAO 
1965 BM Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (New-York) UNİTAR 
1980 BM Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü (New-York) UNİDIR 
BM Kalkınma Programı (New-York) UNDP 
1967 BM Sinaî Kalkınma Örgütü (Viyana) UNİDO 
1975 BM Üniversitesi (Tokyo) UNU 
1985 Kadın İçin Uluslararası Araştırma Eğitim Enstitüsü INSTRAW 
1957 Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (Viyana) IAEA
1919 Uluslararası Çalışma Örgütü (Cenevre) lLO 
1945  BM Besin ve Tarım Örgütü (Roma) FAO
1946  BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (Paris) UNESCO 
1948 Dünya Sağlık örgütü (Cenevre) WHO 
1960 Uluslararası Kalkınma Birliği (Vaşington) IDA 
1945 Uluslararası Bayındırlık KalkınmaBankası(Vaşington) IBRD 
1956 Uluslararası Finans Birliği (Vaşington) IFC 
1945 Uluslararası Para Fonu (Vaşington) IMF 
1947 Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (Montreal) ICAO 
1874 Evrensel Posta Birliği (Bern) UPU 
1865 Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (Cenevre) lTU 
1873 Dünya Meteoroloji örgütü (Cenevre) WHO 
1883 Dünya Düşünsel Haklar Örgütü (Cenevre) WIPO 
1974 Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (Roma) IFAD
1948 Gümrük Tarifeleri Ticaret Genel Anlaşması (Cenevre) GATT

2) NATO – 1949(Kuzey Atlantik Paktı)

4 Nisan 1949’da Washington’da toplam 12 devletin, ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Belçika, İtalya, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İzlanda, Portekiz katılımı ile kuruldu.
Paktın amacı barışın korunmasıdır. Bu yüzden savunma amaçlıdır. Yalnız askeri işbirliği değil, ekonomik işbirliğini de öngörür. Türkiye 1952’de Yunanistan ile beraber NATO’ya üye olmuştur. Türkiye’nin 1950’de Kore’ye 1 Tugay asker göndermesi Türkiye’nin NATO’ya girişinde etkili olmuştur. 1954’te Almanya Federal Cumhuriyeti ve 1982’de İspanya’nın da katılımı ile üye sayısı 16’ya çıktı.
Fransa’nın 1966’da Askeri Kanattan çekilmesi ile paktın merkezi Paris’ten Brüksel’e alındı. Fransa ve İzlanda sadece sivil kanata üyedir.
1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’nın da katılması ile üye sayısı 19’a yükseldi.

NATO Konseyi:

a) Sivil Kanat: Fransa, İzlanda ve diğer 17 üye

b) Askeri Kanat: 17 Üye

NATO konseyi üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşur. En yetkili karar organıdır. Kararlar oy birliği ile alınır. Her üye ülkenin veto hakkı vardır. En üst düzeydeki memuru Genel Sekreterdir.
NATO Parlamenterler Asamblesi ise üye ülkelerin parlamenterlerinden oluşur. Parlamenterler arası işbirliğini sağlar. Sivil kanada bağlıdır. Türkiye’nin burada 9 parlamenteri vardır.
NATO’nun en yüksek organı Askeri komitedir. Askeri kanada bağlıdır. Askeri savunma ile ilgili önlemleri NATO Konseyi’ne sunar.
ÖNEMLİ NOT:NATO bugün hala faaliyetine devam etmektedir.

Türkiye’nin NATO’ya Girişi

ABD II. Dünya Savaşı sonunda SSCB ile girdiği soğuk savaş neticesinde Truman yardımları denen yardımlarla Türkiye’yi kendine çekmeye başladı. 1947’de Truman yardımları neticesinde Türkiye’ye 100 Milyon dolarlık yardım yapıldı.
1948–52 yılları arası da ABD dışişleri bakanı George Marshall’ın ismi ile anılan Marshall Yardımları çerçevesinde ABD Türkiye’ye 352 milyon dolar daha yardım yaptı. Bu yardımlar Ekonomik Kalkınma adı altında yapılıyor. Fakat asıl amaçlanan Türkiye’yi soğuk savaşta kendi yanlarına çekebilmekti.
1950’de SSCB koruyuculuğundaki Kuzey Kore ile ABD koruyuculuğundaki Güney Kore savaşmaya başladı. ABD ve 15
BM üyesi buraya asker çıkardı. ABD’den sonra buraya en çok asker gönderen devlet Türkiye’dir. Türkiye buraya
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında 1 Tugay asker gönderdi (6000 asker). Türkler burada Kunurri Muharebesi’nde 8. Amerikan Tugayının imha edilmesini engellediler. 1953’te ateşkes yapıldı. Türkler 721 şehit, 672 yaralı, 234 esir ve 175 de kayıp verdiler.
Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi Anayasa’ya aykırıdır. Çünkü Türkiye 1950’de Kore’ye asker gönderdiğinde henüz NATO üyesi değildi. Türkiye Kore’ye asker gönderdikten sonra 1952’de NATO’ya üye oldu. NATO’ya aynı yıl Yunanistan’da katıldı. 1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’nın da katılımı ile üye sayısı 19 oldu.

3) VARŞOVA PAKTI (1955)

SSCB, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve Arnavutluk arasında kuruldu. Bu devletler kendi aralarında NATO’ya karşı Birleşik bir Askeri Komutanlık oluşturdular. Bu devletlerin hepsinde SSCB askerleri bulunacaktı. 1990’da Macaristan Pakttan ayrıldı. Aynı yıl Doğu Almanya da pakttan ayrılınca 1991’de Prag’da son bir zirve ile pakt kendi kendini sona erdirdi.

4) COMECON (1949)

Ocak 1949’da SSCB, Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Polonya ve Romanya arasında kuruldu. Şubat 1949’da Arnavutluk da katıldı. 1950’de Doğu Almanya, 1962’de Moğolistan, 1972’de Küba, 1978’de Vietnam üye oldu. Bu paktın amacı ise üye ülkeler arasında Ekonomik işbirliğini sağlamaktı. Bu pakt da 1991’de sona erdi.

5) CENTO

Türkiye ile Irak arasında yapılan karşılıklı işbirliği antlaşmasıdır. Aynı zamanda bir bölgesel savunma ve işbirliği örgütüdür. 1955’te İngiltere ve İran da katıldı. 1959’da Irak pakttan çekildi. Aynı yıl 1959’da ABD de CENTO’ya katıldı. 1979’da İran İnkılâbına kadar bu pakt devam etti. CENTO NATO’nun bir bölgesel uzantısı özelliğindedir. 



1929 Dünya Ekonomik Krizi

1929 Dünya Ekonomik Krizi

1929 DÜNYA EKONOMİK KRİZİ

1.EKONOMİK KRİZ ÖNCESİ
Ø  Büyük bunalım  olarak da adlandırılan 1929 Ekonomik Bunalımı ABD′de başlayan, fakat dünyanın farklı bölgelerinde 1930′lu yıllar boyunca yıkıcı etkilere yol açan bir gelişmedir. 1929 Bunalımı genellikle Amerika′da borsanın çöküşü olarak hatırlansa da sonuçları itibariyle büyük bir yıkım getirmiştir.

Krizin Öncesinde Avrupa
Ø I.Dünya Savaşı dünyada en önemli sömürgeci güç olarak bilinen İngiltere′nin ekonomik değerlerini bozmuş. İngiliz ihracatının azalmasına ve borçlanmaya neden olmuştur.Almanya ise tazminat sorunuyla karşı karşıyaydı. Ekonomisi durma noktasında idi.Enflasyon inanılmaz boyutlara ulaşmıştı.


Kriz Öncesi ABD
Ø  ABD savaş sonrasında görece bir istikrar yakalamış, işsizlik azalmıştı. Teknoloji ve üretim patlaması yaşanıyordu. Otomotivden, enerjiye kadar akla gelebilecek her sektörden her gün yeni bir buluşun haberi geliyordu. Yeni fabrikalar açılıyor, ücretler ve tüketim artıyordu.
Ø  Seri üretim ön plana çıktı. Henry Ford seri üretim sayesinde otomobil üretimini katladı. Ülkedeki otomobil sayısı kısa sürede altı milyondan yirmi yedi milyona yükseldi. Otomobil fiyatları düştü. Ford işçi ücretlerini günde beş dolar gibi görülmedik seviyeye çıkardı.
Ø  Zenginlere özgü bir ayrıcalık olarak görülen seyahat sıradan insanlar için de geçerli olmaya başladı. Sıradan Amerikalıların tatil yörelerine yönelmesiyle turizm sektöründe büyük patlama yaşandı. Arsa ve gayrimenkul fiyatları görülmedik boyutlara ulaştı. Bataklıklar bile müşteri buluyordu.
Ø  Aslında bazı politikacılar ve ekonomistler bazı şeylerin iyi gitmediğini görüyordu. Borsadaki yükselişin anormal olduğunu, fiyatların aşırı yükseldiğini ileri sürenler vardı.

2.EKONOMİK KRİZİN ORTAYA ÇIKIŞI (KARA PERŞEMBE)

Büyük Bunalımın Nedenleri
              ABD′deki şirketlerin mali yapısındaki dengesizlik, ABD yönetiminin ekonomik alandaki yetersizliği krizin temelini oluşturan olgulardır. Amerikan bankalarının yapısal sorunları vardı.

Kara Perşembe, Kriz Başlıyor...
Ø  1 Ekim 1929′a ciddi yükselişler yaşayan New York Borsası, Ekim′de yükselişine nokta koymuştu. Bazı büyük şirketlerin hisse senedi değerinin düşmesiyle başlayan gerileme, yatırımcıların ellerin de hisseleri satmaya başlaması ile birden hızlandı ve "Kara Perşembe" olarak adlandırılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü New York Bor sası tarihi bir çöküş yaşadı.
Ø  1929 yılı fiyatlarıyla 4.2 milyar dolar bir gün içinde yok oldu 4.000′e yakın bankanın battığı bu süreçte binlerce insan bankalar önünde kuyruğa girerek paralarını çekmeye çalıştı. Binlerce insan tüm mal varlığını kaybetti. Geniş halk kitleleri açlık tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.
Ø  New York Borsası 1932′ye kadar % 89 değer yitirerek, 1929′daki tepe noktası değerinin 1/5′i düzeyine inmiştir. ABD milli geliri, 1931 sonunda % 20 oranında azalmış, borsada kayıtlı hisse senedi fiyatla rı 1929 yılı değerine ancak 1954 yılında ulaşabilmiştir. Büyük insan kitlelerinin satın alma gücünü yok eden maddi kayıp, yaklaşık an yıllık bir süreçte sosyal sarsıntıları beraberinde getirdi.

Krizden Nasıl Çıkılır
«   Amerikan halkı krizin faturasını mevcut yönetime çıkardı. Yeni başkan Roosevelt 1930-37 yılları arasında krizden çıkış için hem sosyal hem ekonomik reform niteliği taşıyan programıyla ve büyük yetkilerle çalışmaya başladı.
«   Bankacılık sektörü yeniden yapılandırıldı. Mevduatlar devlet güvencesine alındı.
«   Çalışma saatleri azaltılarak işsizlik sorunu çözülmeye çalışıldı. 2,5 milyon Amerikan
«   genci askeri bir disiplin altına alınarak ülkenin ormanlarını, parklarını düzenlemek üzere günde bir dolara işe alındı. Çiftçilerin tarlada kalan ürünlerinden doğan zararlarına karşılamak için yasa çıkarıldı.

Avrupa′daki Yansımaları Nelerdir?
Ø      Ekonomik Bunalım Avrupa′da da önemli yıkıma yol açtı. İngiltere bu yıkımdan en fazla etkilenen ülkelerden biri durumundaydı.
Ø      1929 Bunalımı Almanya′ya çok kısa ulaştı.   Alman sanayisi ihracatla ayakta duruyordu. İhracat   kesilince sanayi durdu. Almanya′da 1929 yılından itibaren artan işsizlik 1932′de altı milyonu buldu.Bu rakam toplam işgücünün % 25′iydi. Fransa ihracatı 1931 yılı itibariyle 52 milyar franktan 20 milyar franka düştü ve fabrikalar kapanma noktasına geldi.

3.KRİZİN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ
Ø  Türkiye’de bunalımın etkilerinden uzak kalmamıştır. Dünya genelinde tarımsal büyük fiyat düşüşleri, dış ticareti genellikle tarımsal ürün ve hammadde ihracına dayalı olan Türk ekonomisini zorlamıştır. Bu dönemde Türk ekonomisini zorlayan diğer bir olguda Lozan′dan kalan Osmanlı dış borçları ödemelerinin 1928 de başlamış olmasıydı. Yıllık borç ödemeleri genel bütçe harcamalarının yaklaşık %15 gibi önemli bir kısmını oluşturuyordu.
Ø  Tarımsal ürünlerin fiyatlarının düşmesine karşılık ithal mallarımızın fiyatlarının yükselmesi,bir taraftan ticaret hacmini daraltmış, diğer taraftan da çiftçinin durumunu sarsmıştı.Türkiye′de 1929′da 224 milyon lira olan bütçe gelirleri 1933′te 205 milyon liraya, gümrük gelirleri de 55 milyon liradan 33 milyon liraya düşmüştü.



Sovyet Rusya ve Türkistan

Sovyet Rusya ve Türkistan


SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ (SSCB) OTA ASYA’DAKİ Türk DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI




1.ÇARLIK RUYA’SININ YIKILIŞI VE BOLŞEVİK İHTİLALİ
Ekim Devrimi / Çarlık Yönetimi Yıkılıyor...

I. Dünya Savaşı, Rusya′da ekonomik sıkıntılara yol açmıştı. 1917′de önce Şubat Devrimi, daha sonra da Ekim Devrimi yaşandı. Çarın iktidardan vazgeçmesi ile Romanov hanedanının egemenliği ve monarşik rejim tarihe karıştı.

Lenin Başa Geçiyor...
v Lenin liderliğindeki Bolşevikler, Ekim 1917′de silahlı ayaklanma ile iktidarı ele geçirdi. Meşrutiyetçiler, demokratlar, Menşevik Partisi′nden sosyalistler ve enternasyonalciler gibi siyasi rakipleriyle mücadeleye girişen Bolşevik Hükümeti, 1920′de bu mücadeleden başarıyla çıktı.
v Yeni hükümet, savaşan uluslara ve onların hükümetlerine adil ve demokratik bir barış önerisinde bulundu. Toprak Kararnamesi kabul edilerek topraklar, manastır, kilise ve öteki mülklerle birlikte halka eşit biçimde dağıtıldı ve köylülerin borçları silindi.
v Almanya ve diğer İttifak grubu üyeleri ile görüşmeler Brest-Litovsk′da tamamlandı. Kızıl Ordu oluşturuldu. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Fakat yeni Sovyet yönetimi I. Dünya Savaşı sonunda Brest-Litovsk Antlaşması′nı tanımadığını açıkladı ve kaybettiği toprakları yeniden işgal etmeye başladı.

SSCB Kuruluyor...
©      Sovyet Hükümeti, Çarlık Rusya’sı sınırları içinde yer alan halklar arasındaki ayrıcalıkları ve sınırlamaları ortadan kaldırdı. Bu uluslara kendi geleceğini belirleme hak-kının tanındığını açıkladı. Ukrayna, Belarus, Transkafkasya Federasyonu ve RL Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti birleşerek Aralık 1922′de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği′ni oluşturdu. Anayasa Ocak 1924′te kabul edildi. 1924′te Lenin′in ölmesiyle iktidara Stalin geldi.

2.RUSLAR’IN ORTA ASYA’YI İSTİLASI-SSCB YÖNETİMİNDE TÜRK TOPLULUKLARININ DURUMU


- Basmacılar Hareketi (1918-1931)
Basmacı Hareketi Neden Başladı?
Dünya Savaşı′nda Avrupa′da yenilgi yaşayan Rusya, 1916′da Türkistanlıların orduya alınmasına karar verdi. Bu karar Orta Asya′da tepki ile karşılanmış ve Türkistan′da bağımsızlık savaşı başlatmıştır. Ruslar bu ayaklanmaları önemsiz göstermek için ayaklanmaları Basmacı olarak adlandırmıştır.


Türkistan′da Ayaklanmalar Yayılıyor

·         Ø  Askere alma kararına tepki olarak ortaya çıkan ilk toplu gösteriler Temmuz 1916′da Taşkent′te başladı. Semerkant, Hive,Buhara Hokand′da "Korbaşı" (savunma komutanı) olarak adlandırılan liderlerin etrafında toplanan kalabalıklar ayaklandı. Orta Asya ve Kafkaslarda sıkıyönetim ilan etti. Türklerin topraklarında hayvanlarına el konuldu. Bu olaylar sırasında binlerce Türkistan Türkü katledildi.
·         Ø  Bolşevik döneminde de Basmacılar hareketi sürdü. 1918′de Ergaş′ın liderliğinde Hokand şehrinde ayaklanma çıktı.Hokand’da  üç gün içinde Ruslar tarafından 10.000′den fazla Türk öldürüldü. Ayaklanmalar kısa sürede Fergana Vadisine yayıldı. Bütün Türkistan′ı işgal etmek isteyen Rus ordusu  ile Basmacılar arasında kanlı çatışmalar yaşandı. Mücadeleler 1920′ye kadar sürdü. 192O′de Hive Hanlığı′nı ve Buhara Emirliği’ni işgal eden Ruslar buralarda merkeze bağlı halk cumhuriyetleri kurdu.



Enver Pasa ve Basmacılar

*      Enver Paşa Kasım 1921′de Türkistan′a gelerek Türkistan Bağımsızlık Savaşı′na katılması Basmacı  hareketine yeni bir ivme kazandırdı. Ancak Sovyet ordusunun

*      1922 de genel bir saldırıya geçmesi üzerine Basmacı liderleri dağıldı. Ağustos 1922 de Duşanbe yakınlarında girilen çatışmada Enver Paşa hayatını kaybetti.

*      Sovyet Ordusunun Basmacılara yönelik şiddetli saldırıları Türkistan′ın bağımsızlığını hedefleyen Basmacı hareketini başarısızlığa uğrattı. 1924′te yeniden başlayan Bas-alan da ancak 1935′e kadar sürdürülebildi.



Basmacı Hareketi Neden Başarısız Oldu?

«   Korbaşı olarak adlandırılan liderler kendi aralarında birlik kuramadılar.

«   Merkezi bir askeri yapı oluşturulamadı.

«   Üstün silahlara sahip Rus birliklerine karşı yeterli silah ve malzemeye sahip olunamadı.

«   Dışarıdan askeri ve mali yardım alınamadı. 


Soğuk Savaş Dönemi

Soğuk Savaş Dönemi



SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ

Ø  Soğuk Savaş, II. Dünya Savaşı′ndan galip çıkmış ABD, SSCB ve bu iki gücün çevresinde toplanan diğer devletler arasındaki anlaşmazlık ve rekabetin, silahlı çatışma yaşanmaksızın sürdürüldüğü döneme verilen isimdir.
Ø  Bu yeni süreç II. Dünya Savaşı sonrasında yirmi yıl boyunca sürmüştür. Bu yirmi yıllık sürecin oluşumu temelde Sovyet ABD güvensizliğine ve karşılıklı çekişmesine dayanır.


A.BLOKLARIN KURULUŞU

v II. Dünya Savaşı Mayıs 1945′te Avrupa′da, Eylül′de de Asya′da sona erince, bu kıtalardaki güçler dengesinde boşluklar meydana geldi. Bu gelişmede, yenilen Almanya, İtalya ve Japonya′nın yanında, galip İngiltere ve Fransa′nın da savaştan büyük ölçüde yıpranmış olarak çıkması önemli rol oynadı.
v Savaştan sonra Avrupa′da Almanya′nın, Asya′da Japonya′nın yerini tek başına dolduracak devlet bulunmamaktaydı. Savaştan sonra güçlü olarak kalabilenler siyasi ve ekonomik doktrinleri birbirleriyle çatışan ABD ve SSCB idi.
v Bu iki yeni süper güç, iki kutuplu yeni uluslararası siyasal bir yapı oluşturmuştur. Savaştan tükenmiş olarak çıkan Avrupa devletleri, yükselen bu iki gücün etrafında yerlerini almakta gecikmemiştir.

Ø     1.DOĞU BLOKLARININ KURULUŞUDoğu Avrupa′da komünist yönetimlerin kuruluşu temelde şu dört aşamada gerçekleşmiştir:
1.         işgalden Kurtarma Aşaması: Sovyet ordusu Doğu Avrupa ülkelerine bir kurtarıcı gibi girmiş, Nazi işgali döneminde Moskova′ya kaçmış olan yerli komünist liderler Sovyet ordusu ile birlikte ülkelerine geri dönerek yönetimi ele almışlardır.
2.         Koalisyon Aşaması: Savaş sonrası dönemde komünist, sosyalist, liberal ve çiftçi partilerinin oluşturduğu koalisyon hükümetlerine Alman yanlısı partiler alınmadı ve kısa bir süre içinde kapatıldı. Geniş halk kitleleri tarafından desteklenen koalisyonlar, Sovyet yönetimi ile sıkı ilişkiler kurmayı tercih etti.
3.         Koalisyonları Oluşturan Diğer Partilerin Saf Dışı Bırakılması Aşaması: Önemli
bakanlıkları ellerinde bulunduran komünistler, zamanla hükümeti bütünüyle ellerine geçirdi. Siyasal parti liderleri Hitler′le işbirliği yapmak ve Batı′nın casusu olmak gibi suçlamalarla siyaset sahnesinden silindi.
4.         Ulusal Komünist Kadroların Tasfiyesi Aşaması: Bu son aşama, Sovyet lider Stalin Doğu Avrupa′daki ulusal komünist yönetimleri ortadan kaldırmaya yöneldi. Diğer bir deyişle bu ülkelerde Moskova′nın istediği biçimde hareket edecek olan kadroların işbaşına getirilmesi gerekiyordu.
Ø      1947 yılı itibariyle Doğu Avrupa ülkelerinin çoğuyla ikili ittifak antlaşmaları yapılmıştı. Aynı yıl, bu devletlerle SSCB′nin ideolojik birliğini sağlayan "Kominform" kuruldu. Ocak 1949′da uluslararası ekonomik bir örgütlenme olan "Comecon" kurularak, Doğu Avrupa ülkelerinin ekonomileri Sovyet ekonomisine bağlandı. 

a.Doğu Bloku İçindeki Diğer Gelişmeler

Yugoslavya ve Arnavutluk: Savaş sonrasında Doğu Avrupa ülkeleri bir bir Sovyet egemenliğine girerken bu iki devlet bağımsız olmak konusunda direndi. Bu direnmenin başlıca iki nedeni vardır:
♦          II. Dünya Savaşı bittiğinde bu iki devlette de halkın desteğine sahip liderler
vardı. Alman işgalinden kendi orduları sayesinde kurtulmuşlardı.
♦          Bu ülkelerin liderleri iktidarlarını sürdürebilmek için Sovyet desteğine dayanmak zorunda değillerdi.
Yugoslavya′da 1945′te 6 devletten oluşan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti kuruldu. Arnavutluk′ta ise 1945 seçimlerini Enver Hoca′nın Demokratik Cephesi kazandı ve Arnavutluk Cumhuriyeti kuruldu.
Stalin, Kominform′u kurarken kendisini destekleyen Tito, aynı zamanda sıkı bir Yugoslav milliyetçisi idi. Stalin′in Comecon′a tam bağlılık ve Yugoslavya′da Sovyet ajanlarının serbest faaliyetiyle ilgili isteklerini reddetti. 1948′de milliyetçilikle suçlanan Tito, Sovyet Bloku′ndan uzaklaştırıldı.
         
Bulgaristan: Çiftçi Partisi lideri Petkov, savaş sırasında komünistleri, çiftçileri, sosyal demokratları ve sosyalistleri içeren bir koalisyon kurmuştu. Sovyet yönetimi savaştan sonra bu hükümete karşı cephe aldı. 1946 Eylülünde yapılan referandumla önce cumhuriyet rejimi kuruldu. Kısa süre sonra da öteki partilerin kapatılması süreci başladı.
        
Romanya: Sovyet yönetiminin baskıları ile Romanya′da komünist Petro Groza başkanlığında bir koalisyon hükümeti kuruldu. 1947 Şubatında barış antlaşması imzalandıktan sonra muhalefet ortadan kaldırıldı. Yerli komünistlerin önemli bir bölümü idam edildi.
      
 Macaristan: Sovyet işgalinde yapılmasına rağmen, 1945 Kasım seçimlerinde oyların ancak % 17′sini alabilen ve yenilgiye uğrayan Komünist Parti, Sovyetlerin baskısı ile koalisyon hükümetinde yer aldı. SSCB′nin Macaristan′a baskıyı artırması ile diğer partiler tasfiye edildi. 1947 yılında yapılan seçimlerde komünistler oyların % 60′ını alarak yönetime bütünüyle egemen oldu.

b.Sovyet Modeline Göre Ekonomik ve Sosyal Düzenin Kurulması

VARŞOVA PAKTI
ü  14 Mayıs 1955′te, SSCB tarafından Varşova Paktı oluşturuldu. SSCB yanında Çekoslovakya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya, Doğu Almanya ve Arnavutluk bu ortak askeri savunma örgütünün üyesi oldu. Doğu Almanya, Pakt′ın askeri kanadına 1956′da katıldı. Arnavutluk 1968′de pakttan çekildi.
ü  Birliğin kuruluşuna ilişkin ilk adım, Aralık 1954′te sekiz sosyalist ülkenin katılımıyla, ortak güvenliğin ve barışın korunması konusunda Moskova′da düzenlenen konferansta atıldı. Varşova Paktı, giderek artan savaş tehlikesine karşı biçimlendi.
ü  14 Mayıs 1955′de Varşova Paktı′nın kurulmasını sağlayan Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması′nın maddelerinden bazıları şunlardır:
1.         Üyeler ortak çıkarlarını ilgilendiren sorunlarda birbirlerine danışacaklardır.

2.         Avrupa′da silahlı bir saldırı durumunda üyeler tek tek ya da ortak bir biçimde kendilerini savunacaklardır.

3.         Birleşik Komutanlık ve Siyasal Danışma Komitesi kurulacaktır.

4.         Üyeler bu anlaşmanın amaçlarıyla herhangi bir uluslararası bağlantıya girmeyecekler ve girişimlerde bulunmayacaklardır.

5.         Taraflar birbirleriyle ekonomik ve kültürel ilişkilerde dostluk ruhu içinde davra
nacaklardır.

6.         Bu sözleşme siyasal sistemleri göz önüne alınmaksızın tüm devletlere açıktır.

7.         Doğu ile Batı arasında ortak güvenlik sağlayan bir pakt yürürlüğe girince, paktın kaldırılması göz önüne alınabilir. 


Varşova Paktı′nın belli başlı kuruluş amaçları şunlardır:
♦          Bir NATO saldırısına karşı Doğu Avrupa ülkelerini savunmak
♦          Sosyalist ülkelere ve sosyalizmin yayılmasına karşı kurulan NATO′nun askeri etkinliğini artırmasına ve silahlanma girişimlerine karşı cevap vermek
♦          Ulusçu, Sovyetlerden bağımsız oluşumların Doğu Avrupa′da yayılması ve
güçlenmesini engellemek
♦          SSCB′nin Doğu Avrupa′daki etki ve denetimini güçlendirmek


COMECON
25 Ocak 1949′da sosyalist ülkeler arasında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla uluslararası bir örgüt kurulmuştur. Merkezi Moskova′da olan bu örgüt Avrupa′da COMECON olarak adlandırılmıştır.


COMECON′un kuruluş amaçları:
♦          Ekonomik gelişme için uzmanlaşma ve işbirliğine dayalı planlar hazırlamak
♦          Hammaddelerin üretim ve dağıtımını yönlendirmek
♦          Üye ülkeler arasında ve öbür ülkelerle ticareti geliştirmek için ortak girişimde bulunmak
♦          Bilimsel ve teknik araştırmalarda işbirliği yapmak
COMECON üyesi ülkeler yeryüzündeki sanayi üretiminin 1/3′den ve ulusal gelirin 1/4′den fazlasını sağlamaktaydı. Yüzölçümü 25 milyon km2 olan üye devletler, topraklarında demir, kurşun ve çinko rezervinin % 50′si; doğal gazın % 4O′ı; manganez rezervinin % 80′i, petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarının 1/3′ünü, nikel ve Volfram′ın 2/3′ünü bulundurmaktaydı.

KOMİNFORM
v SSCB II. Dünya Savaşı′nın hemen ardından İran, Türkiye ve Yunanistan′a yönelik baskılara yönelmiş ve Doğu Avrupa ülkelerinde kurdurduğu komünist yönetimlerle bu ülkeleri denetimi altına almıştır.
v ABD yönetimi Avrupa′daki Sovyet tehdidine karşı Mart 1947′de Truman Doktrini, Haziran 1947′de de Marshall Planı′nı devreye soktu. Truman Doktrini, Amerika′nın Sovyet tehdidine maruz kalan ülkeleri desteklemesine, Marshall Planı ise Avrupa′yı ekonomik bakımdan güçlendirmeye dönüktü.
v Moskova, ABD′nin bu adımlarına karşılık, sosyalist ülkelerle bağlarını güçlendirmek ve uluslararası komünist hareketleri bir merkezden yönetmek için yeni açılımlara yöneldi. Eylül 1947′de Polonya′da bir araya gelen farklı ülkelerden komünist parti liderleri 5 Ekim 1947′de Kominform′u kurdu.

KOMİNFORM′un kuruluş amaçları:
♦          İşçilerin yegane vatanı olarak SSCB′nin savunulması
♦          ABD tarafından temsil edilen emperyalizme karşı mücadele edilmesi
♦          Bütün dünyayı kapsayacak olan bir Sovyetler Cumhuriyeti′nin kurulması 


c.Sosyalist Blokta Sarsıntılar

SOVYETLER BİRLİĞİ  YUGOSLAVYA ANLAŞMAZLIĞI
v   Doğu Bloku′nda yaşanan tek kutuplu oluşuma bölge ülkelerinden ilk ciddi tepki Yugoslavya′dan geldi. Yugoslavyalılar, Ruslarla 1945 yılından beri bazı konularda anlaşmazlık yaşıyordu. Bu anlaşmazlığın temel nedenleri şunlardır:
♦          SSCB′nin, Yugoslavya′yı tam denetim altına almak istemesi,
♦          Yugoslavya′nın hem bağımsızlığa hem de Balkanlarda üstünlüğe sahip olmasına Sovyetlerin karşı çıkması
♦          İki devlet arasında ideolojik bazda görüş ayrılıklarının baş göstermesi
v   Bu nedenlerle SSCB ile Yugoslavya′nın arası açılmış, Yugoslavya, 28 Haziran 1948′ de, Kominform′dan çıkarılmıştır. Bu gelişmeler nedeniyle Doğu Bloku devletleri ile SSCB′nin hedefi haline gelen Yugoslavya 1953′te Balkan Paktı′na girdi.
v   1955 yılından itibaren Sovyet Yugoslav ilişkileri düzelmeye başladı. Bununla beraber Yugoslavya, bu tarihlerden itibaren daha çok Asya Afrika ülkeleriyle, Bağlantısızlar grubunun öncülüğünü yapacak girişimlere başladı.


SOVYETLER BİRLİĞİ  ÇİN ANLAŞMAZLIĞI
ü  Doğu Bloku′nda yaşanan asıl büyük ayrışma SSCB ile Çin arasındaki anlaşmazlıklarla ortaya çıktı. 1949′da komünist bir yönetime sahip olan Çin, SSCB′ye yakın durmuş ve 1950′de bir dostluk anlaşması imzalamıştır. ABD′nin, Çin′deki yeni rejimi tanımayarak Çin′e ticaret ambargosu koyması ve Çin′in BM′den çıkarılması, Çin Sovyet dostluğunu güçlendirdi. Ancak Çin′in zamanla bağımsız politikalara yönelmesi, SSCB ile anlaşmazlık konularının ortaya çıkmasına yol açtı.


 Sovyet  Çin anlaşmazlığını doğuran temel faktörler:
♦          Uluslararası komünizm hareketlerinde liderlik rekabetinin başlaması
♦          Tarafsız ülkelerde nüfuz rekabetine girişilmesi
♦          Batılı devletlerle ilişkilerin niteliği konusunda anlaşmazlıklar yaşanması
♦          Sovyet ekonomik yardımının miktarı ve zamanı konusunda görüş ayrılıkları
yaşanması
♦          Doğu Türkistan ve Moğolistan gibi sınır bölgelerde sorunların baş göstermesi
ü  Çin yönetimi SSCB′nin Batı ile yumuşama sürecine girmesine şiddetle karşı çıkmaya başlayınca, Sovyet yönetimi, Çin ile yapmış olduğu yardım anlaşmasını iptal etti. 1962′den itibaren Çin Sovyet sınırında çatışmalar başladı. Çin, 1963′te Moskova′da ABD ile SSCB arasında yapılan "Nükleer Denemeleri Kısmen Yasaklayan Anlaşmadı imzalamayı reddetti.
ü  Anlaşmazlığın en önemli nedenlerinden biri olan sınır sorunu Ekim 1969′da, Pekin′de iki devlet arasında yeniden görüşüldü fakat bir sonuç alınamadı. Çin ile SSCB arasında başlayan anlaşmazlık Çin′in çok yönlü bir dış politika izlemesiyle şiddetlenmiş, bu da Doğu Bloku içerisinde bölünmelere neden olmuştur.

2.BATI BLOKUNUN KURULUŞU

İngiltere
İngiltere 2. Dünya Savaşı′nda üç partinin oluşturduğu savaş kabinesi tarafından yönetildi. İngiliz halkı nezdinde büyük bir prestiji olan Churchill 1945 seçimlerini kaybetti. Bunda İngiliz halkının savaş dönemi sıkıntılarına tepkisi rol oynamıştır.
Ekonomik üstünlüğü sona eren İngiltere, ABD′ye bağımlı hale geldi. İngiliz hükümeti ekonomisini düzene sokmak için ABD′den ekonomik yardım istemek durumunda kaldı.
Amerikan yardımı yalnız İngiliz ekonomisi kurtarmakla kalmamış, tüm Batı Avrupa′da ekonomik kalkınmanın temelini oluşturmuştur. 

Fransa
Fransa savaştan sonra Nazilerle işbirliği yapmamış partilerin oluşturduğu Ulusal Birlik Hükümeti tarafından yönetildi. Ülkede De Gaulle′ün tek başına iktidar olduğu 1958′e kadar, siyasal istikrarsızlık yaşandı. Savaşın getirdiği yıkım Fransa′yı büyük bir ekonomik bunalımın içine itmişti. Partiler arasında ciddi anlaşmazlıklar vardı. Diğer yandan Hindi Çini′de başlayan ulusal kurtuluş savaşı, Fransa ekonomisine ayrı bir yük getirdi.

İtalya
Haziran 1946′da düzenlenen referandum ile İtalya′da monarşi yönetimi sona erdirildi ve cumhuriyet kuruldu. Ülkeyi 1953 yılına kadar çeşitli koalisyonlar yönetti. Bu durum İtalya′yı iç karışıklık ve siyasal istikrarsızlık ortamına sokmuştur.


Almanya
Almanya, II. Dünya Savaşı sonunda Yalta ve Potsdam konferansları ile 4 işgal bölgesine ayrılmıştı. SSCB ülkenin doğu bölgesini, ABD güney, İngiltere kuzey ve batı bölgelerini işgal etti. Fransa′ya ise İngiliz ve Amerikan işgal bölgesinin bir bölümü verildi. Sovyet işgal bölgesi içinde kalan Berlin de 4 ayrı işgal bölgesine ayrıldı.

Müttefikler Almanya′da,
♦          barış antlaşmasının imzalanması,
♦          işgal bölgelerinin birleştirilmesi,
♦          Almanya′da demokrasiye geçilmesi,
♦          Almanya′dan alınacak tamirat bedeli,
♦          işgal bölgelerinin ekonomik olarak birleştirilmesi
konularında ciddi anlaşmazlıklar yaşamıştır. Çözüm için 19461948 yılları arasında toplantılar yapıldı ancak ciddi bir sonuç alınamadı.
v      Ekonomik Anlaşmazlıklar: Potsdam′da Almanya′nın ekonomik bütünlüğünün korunması kararı alınmıştı. Ancak konferansa katılmayan Fransa bu karara uymadı. SSCB, işgal sırasında yitirdiklerini karşılamak gerekçesiyle, işgal bölgesindeki tahıl fazlasına ve teçhizata el koydu.
v      İngiliz işgal bölgesi, Almanya′nın endüstri bakımından en gelişmiş yeriyse de savaştan en çok zararı burası görmüştü. İngiltere, savaştan sonra içine düştüğü ekonomik bunalım nedeniyle Almanya′ya yardım edecek durumda değildi. Dolayısıyla, ABD, her iki işgal bölgesinin ekonomik kalkınma sorumluluğunu yüklenmek durumunda kaldı.
v      Siyasal Anlaşmazlıklar: SSCB, işgali altında tuttuğu Alman topraklarındaki sanayiyi hızla devletleştirmeye başladı. ABD ise kendi kontrolü altındaki bölgede liberal ekonomiye sahip bir devlet yapısı öngörüyordu. Aslında her iki tarafın amacı da, Almanya′nın yeniden güçlenerek Avrupa barışını tehdit etmesini önlemek idi. Ancak soğuk savaş başlayıp, iki devlet arasındaki ilişkiler gerilince, gelişmeler Almanya′nın ikiye bölünmesiyle sonuçlandı.

Berlin Ablukası ve Bölünme
v 1947 yılında Batılı devletler kendi işgal bölgelerinin ekonomik bütünleşmesi için adım attı. Bu üç işgal bölgesinde bir Alman hükümetinin kurulması kararlaştırıldı. Sovyet yönetimi bu girişimi boşa çıkarmak cin Berlin′i abluka altına aldı. Yaklaşık 150 km Sovyet işgal bölgesi içinde kalan Berlin′in ablukaya alınması, şehrin batıyla olan kara bağlantılarını koparttı.
v Sovyet yönetimi Berlin′e temel ihtiyaç maddelerinin akışını keserek Batılıları ödün vermeye zorladı. Batılı ülkeler oluşturdukları hava koridoru ile Berlin′in ihtiyacı olan malzemeleri hava yoluyla temin etmeye başladı. Ablukanın etkili olmadığını gören Sovyet yönetimi 12 Mayıs 1949′da ablukayı kaldırdı.
v Batı Almanya′da Eylül 1948′de Kurucu Meclis yeni anayasanın yürürlüğe girmesini sağladı. Ağustos 1949′da yapılan seçimler sonucunda Conrad Adenauer tarafından yeni hükümet kuruldu. Bu şekilde Federal Almanya Devleti şekillenmiş oldu. 7 Ekim 1949′da Sovyet denetimi altında Alman Demokratik Cumhuriyeti′nin kurulduğu ilan edildi. 

a.Truman Doktrini
ABD Başkanı Harry Truman 12 Mart 1947′de Amerikan Kongresi′nde, "Amerikan dış politikasının, dış baskılara karşı koymaya çalışan özgür ulusları destekleme amacına yönelmesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı. Kongre′den Türkiye ve Yunanistan′a 400 milyon dolarlık askeri yardım yapmak için yetki aldı. 22 Mayıs 1947′de başlayan Truman yardımı ile Yunanistan′a 300 milyon dolar, Türkiye′ye ise 100 milyon dolar verildi.


Truman Doktrini′nin özellikleri Nelerdir?
♦          Dünyanın iki bloğa ayrıldığını ortaya koymuştur.
♦          Sovyet Amerikan mücadelesinin başladığını ilan etmiştir.
♦          Soğuk savaşın ilk adımlarını oluşturmuştur.
♦          Doğu Avrupa ve Balkanlardaki bölünmeyi çok daha kesin çizgileriyle ortaya koymuştur.
♦          Yunan İç Savaşı′nda merkezi hükümetin komünistlere karşı galip gelmesinde yardımcı etkili olmuştur.
♦          Türkiye ile Batı Bloku arasındaki ilişkileri iyileştirmiş ve Türkiye′nin NATO′ya girmesini sağlayacak sürece katkıda bulunmuştur.
♦          SSCB′nin güneye doğru genişlemesinin önünü kesmiştir.
Truman Doktrini komünist Balkan devletleri arasındaki ittifak görüşmelerini hızlandırmıştır. ABD, Truman Doktrini′nin ardından nüfuz alanını Orta Doğu′ya genişletmek için İngiltere ile birlikte girişimlerde bulunmuş, ancak ilerleme sağlayamamıştır.


ABD Truman Doktrini′ne Neden Gerek Duydu?
II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa′ya yönelik Sovyet tehdidinin artması Truman Doktrıni′nın gerekçesini oluşturmuştur. Doğu Blokunun Sovyet denetimi altına girmesi dışında, Sovyet etki alanı Yunanistan′ı da alacak biçimde güneye doğru genişleme yoluna girmiştir. İngiltere′nin II. Dünya Savaşı′ndan Doğu Akdeniz ve Orta Doğu′da, yükselen Sovyet tehlikesine karşı çıkacak ve Türkiye ile Yunanistan′ı destekleyecek gücü kendisinde bulamamıştı. Bu nedenle de, bölgedeki sorumluluklarını başka bir devlete devrederek kurtulmak istiyordu. Ekonomik sorunlarla boğuşan İngiliz hükümeti, Şubat 1947′de ABD′ye verdiği notayla, Türkiye ve Yunanistan′ın Batı savunması için önemli olduğunu, bu nedenle de asken ve ekonomik yardım yapılması gerektiğini, bu sorumluluğun da ABD′ye ait olduğunu bildirdi.


b.Marshall Planı


Marshall Planı Nedir?
  • II. Dünya Savaşı sonrasında ABD Başkanı George Marshall tarafından 1947 yılında ortaya atılan ve 19471951 yılları arasında uygulanan ABD kaynaktı bir ekonomik yardım paketidir. Planın mimarı olan Başkan George Marshall Haziran 1947′de Avrupa ekonomilerini tekrar kalkındırmak için çok geniş kapsamlı bir program önerdi.
  • ABD yönetimi Avrupa ülkelerinin ekonomik sıkıntılarının uzun vadede ABD için de olumsuz sonuçlar doğuracağını, dolayısıyla bu ülkelere yardım yapılması gerektiğini düşünüyordu 
Marshall Planı′ndan Kimler Yararlandı?
  • Aralarında Türkiye′nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD′den ekonomik kalkınma amaçlı olarak yardım almıştır. "Marshall Planı" olarak adlandırılan Avrupa Kalkınma Projesi, Doğu Avrupa ülkeleri ile Sovyetler Birliği′ni de kapsama alanına almaktaydı. Ancak bu devletler planı reddetti. 1947′de dört yılı kapsayan (19471951) Marshall yardımı başladı.
  • Marshall Planı, katılmak isteyen her Avrupa ülkesine ekonomik yardım içeriyordu. Amerikan yönetimi 16 devlete (İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveç) 6 milyar dolarlık bir ekonomik yardım yaptı. Bu yardım ileriki yıllarda 12 milyar dolara ulaştı. Marshall yardımları sonucunda Avrupa′daki sanayi üretimi savaş öncesine oranla artış gösterdi.
  • Marshall Planı′na karşılık Sovyetler de uyduları arasındaki ekonomik ilişkileri ve iş birliğini artırmak amacıyla, Molotof Planı′nı ortaya attı. Zira Çekoslovakya gibi bazı Doğu Bloku ülkeleri Marshall Planı′na katılmak istiyordu.

c.NATO’nun Kuruluşu

NATO′nun Kurulmasının Nedenleri Nelerdir?
Ø  İki süper güç arasında güven krizinin derinleştiği bir dönemde Şubat 1948′de Prag darbesi yaşandı. Bu darbe ile Çekoslovakya′nın Sovyet etki alanı içine girmesi Batı′da tepki ve endişe oluşturdu. 17 Mart 1948′de bir araya gelen Belçika, Fransa, Lüksemburg, Hollanda ve İngiltere, Brüksel Antlaşması′nı imzalayarak ortak savunma sistemi kurmayı, ekonomik ve kültürel ilişkilerini güçlendirmeyi kararlaştırdı.

Ø  Brüksel Antlaşması′nın en önemli maddesi Taraflardan biri Avrupa′da silahlı bir saldırıya uğradığı takdirde, antlaşmayı imzalamış bulunan öteki devletler, ellerindeki askeri ve öteki tüm olanaklarla saldırıya uğrayana yardım edeceklerdir." hükmü idi. Eylül 1948′de Brüksel Antlaşması çerçevesinde Batı Birliği Savunma Örgütü adıyla bir askeri organ kurulmuştur.

Ø  NATO, Brüksel Antlaşması′nı imzalayan devletlerin Amerikan desteğini almak istemelerinin bir sonucudur. NATO′nun oluşumunu sağlayan Kuzey Atlantik Antlaşması 4 Nisan 1949 tarihinde Washington′da imzalanarak yürürlüğe girdi. Antlaşma ile birlikte Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, yani NATO kurulmuş oldu.

Ø  NATO kuruluşunun üçüncü yılında içine Türkiye ile Yunanistan′ı 1955′te Federal Almanya′yı ve 1974′te İspanya′yı alacak biçimde genişledi. 

NATO′nun Kurulduğu Uluslararası Ortam
II. Dünya Savaşı′ndan sonra Avrupa′da soğuk savaşın tırmanmasında,
•          Almanya konusunda SSCB ile Batı devletleri arasında görüş ayrılıktan yaşanması
•          Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyet etki atanına girmesi
•          İdeolojik ve ekonomik örgütlenmenin başlaması
•          Japonya′da Müttefikler arasında ortak bir anlayışın kurulamaması
•          Truman Doktrini ile Marshalt Planı
•          Iran ile Türkiye üzerindeki Sovyet baskısı gelişmeleri rol oynamıştır.

NATO′nun Yapısı
Ø      NATO′nun başında, üye devletlerin dışişleri bakanlarından oluşan Kuzey Atlantik Konseyi vardır. Konsey ittifakın en yüksek karar organıdır. NATO temelde askeri bir kuruluş olmasına rağmen, karar vericiler sivil siyasi otoritedir. Üye devletler egemen olduklarından ve eşit haklara sahip bulunduklarından, konsey tüm kararlarını oybirliği ile alır.

Ø      Konsey ve Savunma Planlama Komitesi′ne NATO Genel Sekreteri başkanlık eder. NATO′nun en yüksek askeri organı ise, üye ülkelerin genelkurmay başkanlarından oluşan Askeri Komite′dir.


NATO′nun Özellikleri Nelerdir?
♦          ABD′nin barış zamanında Avrupa ülkeleri ile yaptığı ilk askeri ittifaktır.
♦          II. Dünya Savaşı sonrasının kargaşa orta mında, Batı Avrupa ülkeleri ile ABD arasındaki ilişkilere belirli bir düzen getirmiştir.
♦          İki  blok arasındaki  soğuk savaşın  doruk noktasını oluşturmuştur.
♦          SSCB′nin   1955  yılında  Varşova   Paktı′nı kurmasına ortam hazırlamıştır.

d.Avrupa Konseyinin Kuruluşu

Ø   İngiltere, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İrlanda, İsveç ve Norveç′in katılımıyla 5 Mayıs 1949′da Londra′da bir anlaşma yapılmış ve merkezi Strasbourg olmak üzere Avrupa Konseyi kurulmuştur. Avrupa Konseyi′nin kuruluş amacı, üye devletlerin ekonomik ve toplumsal alanlarda işbirliğini sağlamaktı. Örgüte 1949′da Türkiye ve Yunanistan, 1950′de Federal Almanya, 195Vde Avusturya üye olmuş ve üye sayısı zamanla 23′e yükselmiştir.

Ø   İnsan hakları, medya, hukuki işbirliği, sosyal dayanışma, sağlık, eğitim, kültür, spor, gençlik, yerel demokrasiler, sınır ötesi işbirliği, çevre ve bölgesel planlama Konsey′in çalışma alanları yer almaktadır. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi de Avrupa Konseyi′ne bağlı bir kurum olarak faaliyet göstermektedir. 

e.Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET)

ü  Avrupa devletleri, 1950′li yılların başından itibaren aralarındaki işbirliğini derinleştirmek üzere çalışmalarına hız verdi. "Avrupa Ekonomik Topluluğu"nun temelleri Federal Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg′un katılımıyla 18 Nisan 1951 ′de Paris′te kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Birliği ile atıldı.

ü  Avrupa Kömür ve Çelik Birliği′nin Kuruluş Amaçları:

♦          Üye ülkelerin kömür ve çelik kaynaklarını, ulusal ticaret sınırlarından, arınmış ortak bir pazar içinde bir araya getirmek

♦          Avrupa′nın ekonomik birliğini ve yaşam düzeyini yükseltmek Avrupa Kömür ve Çelik Birliği′ni oluşturan altı devlet oluşturdukları ortak pazarı bütün ekonomik alanlara yaymak üzere, 25 Mart 1957′de Roma′da iki antlaşma imzaladı. Bu antlaşmalardan ilki Avrupa Ekonomik Topluluğu′nun kurulmasını sağlayan atlaşmadır.



AET′nin Kuruluş Amaçları:

♦          Üye ülkelerin toplam ekonomik kaynaklarını ortak pazar içinde toplamak
♦          İçinde mal, insan, hizmet ve sermayenin serbestçe dolaştığı ve dış ticaret ve tarım gibi konularda izlenecek ortak politika belirlemek
♦          Ulusal ekonomik politikaların ikinci planda kalacağı bir ortak pazar oluşturmak
♦          Avrupa′da ekonomik ve sosyal ilerlemeyi sağlamak ve yaşam koşullarını iyileştirmek
Roma Antlaşmalan′ndan ikincisi ise, Avrupa Atom Enerjisi Birliği′ni kurulmasını sağlamıştır.


Avrupa Atom Enerjisi Birliği′nin Kuruluş Amaçları:
♦          Atom enerjisinin barış ve güvenlik yoluyla kullanılmasını sağlamak
♦          Üye devletlerin bir nükleer endüstri kurmalarını sağlamak
♦          Üye ülkelerde yaşam düzeyini yükseltmek
Altı Avrupa devleti tarafından kurulan bu üç örgütün 1965 yılında birleştirilmesiyle Avrupa Topluluğu (AT) kuruldu. AT ağırlıklı olarak ekonomik hedeflere yönelmişken, zamanla hem ekonomik, hem de siyasi açıdan önemli bir güç haline geldi.
1973′te İngiltere, İrlanda ve Danimarka, 1981′de Yunanistan, 1986′da İspanya ve Portekiz topluluğa tam üye olmuşlardır. Böylece de topluluğun üye sayısı on ikiye yükselmiştir.